GÖYNEM ( BEYSEHiR )

İLAHİ-KURAN-İSLAM-DİN-HABER-RESİM-VİDEO-TASAVVUF-BELGESEL-DUA-HADiS-TARİH-ŞİİR

Arşiv Nisan 28th, 2007

Ey Bilâl!

Yazan: Admin Nisan 28, 2007

 

Bureyde (r.a)’den:
Rasulullah (s.a.s) birgün sabahleyin Bilâli çağırarak şöyle dedi:
-”Ey Bilâl! Hangi ameli işledin ki benden daha önce cennete girdin? Vallahi her cennete girdiğimde önümde senin ayak sesini duyuyordum. Dün cennete girdim ve senin ayak sesini önümde duydum. Sonra, altından yapılmış bir saraya geldim ve:
- “Bu kimin?” diye sordum.
- “Arap olan birisine aittir” dediler.
- “Ben de Arabım, bu kimin?” dedim.
- “Kureyş kabilesinden olan birisine aittir” dediler.
“Ben de Kureyş kabilesindenim, bu kimin?” diye
sordum.
- “Muhammed ümmetinden birisine aittir” dediler.
- “Ben Muhammedim, bu saray kimin?” diye sordum:
- “Ömer ibn Hattaba aittir” dediler.
Bilâl: .
- “Yâ Rasulailah! Her ezan okuduktan sonra iki rekât namaz kılarım. Her abdestim bozulduktan sonra hemen abdest alır ve iki rekât namaz kılarım” dedi.
Rasulullah (s.a.s):
-”işte bu yüzden benden daha önce cennete girdin”
buyurdular.
(Ahmed, Tirmizi)

Yazı kategorisi: DiNi KONULAR | Yorum Yok »

Dua`da Allah Dostlarini vasıta yapmak !

Yazan: Admin Nisan 28, 2007

 

Sadece Hazret-i Ebu Bekri değil, Eshab-ı kiramdan herhangi birini veya herhangi bir evliya zatı vasıta kılarak yapılan dualar kabule şayandır. Böyle bir dua gayet uygundur. Şirkle bir alakası yok. Bezzaziyye isimli fetva kitabında, (Ölü veya diri, Peygamber ve Evliya hürmeti için dua etmek caizdir) buyuruluyor.

Peygamber efendimiz (Allahümme inni es’elüke bihakkıssailine aleyke = Ya Rabbi, senden isteyip de, verdiğin kimselerin hatırı için, senden istiyorum diye dua ediniz) buyururdu. (İbni Mace)

Maddi veya manevi bir isteği olan kimse, gece, gusledip veya abdest alıp, iki rekat namaz kılsa, her rekatında bir Fatiha ve üç İhlas okusa, selamdan sonra secdeye gidip, (Ya Rabbi, benim isteğimi Ebu Bekr-i Sıddık hürmetine yerine getir) diye dua etse; Allahü teâlâ, isteğini verir. (Menakıb-ı cihar-ı yar-i Güzin)

Allah Rasulu sallallahu aleyhi ve sellem’nun: “Mü’minin, müslüman bir kimsenin gıyabında kardeşi için yapmış olduğu dua kabul edilir” (Müslim)

Yine Enes b. Malik’ten rivayet edilen şu olay deliller cümlesindendir.
“Kıtlık zamanı Ömer Abbas b. Abdulmuttalib (r.a.) ile yağmur duasına çıkarak şöyle dua etti: -Allahım! Sana Peygamberimiz ile tevessülde bulunurduk sen de bize yağmur yağdırırdın. (Şimdi) Sana Peygamberimizin amcası ile tevessülde bulunuyoruz. Bize yağmur indir. Ravi der ki-Yağmur inmiştir.” (Buhari)

• Hz. Ömer’in Sözünün Anlamı:Biz Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem‘den bizim için dua etmesini böylece onun duasıyla Allah’a yakın olmayı kastediyorduk. Şimdiyse O, Allahın rahmetine kavuştuğundan dolayı bizim için dua edemez. Bu nedenle bizim için dua etmesini amcasından istiyoruz.

Enes b. Mâlik (r.a), vefatı yaklaştığı zaman, öldükten sonra bedenine ve kefenine konacak kokunun içine, Hz. Peygamber (s.a.v)’in terinin ve saç tellerinin bulunduğu (ve annesi Ümm-ü Süleym (r.anha) tarafından muhafaza edilen) kokudan da katılmasını vasiyet etmişti. Vefat ettiği zaman bu vasiyeti yerine getirildi.” (el-Buhârî, “İsti’zân”, 41.)

Yazı kategorisi: DiNi KONULAR | Yorum Yok »

Bayanlarin Pantolon Giymesi Caizmi ?

Yazan: Admin Nisan 28, 2007

 

Peygamber (s.a.v) hadisi şerifinde ;” Kendini erkeğe benzeten kadina, kendini kadina benzeten erkeğe lanet olsun buyurmuştur. ” Burada ki kasit bir kadinin saclarini bir erkek gibi kisaltmasi, erkeklere mahsus giyilen seyleri giymesidir. Erkekler icinde bir kadin gibi saç uzatmasi, veya kadinlara mahsus hareketlerde bulunmasidir. Bununla beraber, Kadinlarin şalvar giymesi dinimizde çok hoştur. Bir gun bir kadin deve üzerinde Peygamber (s.a.v) haz. lerinin yakinlarindan geçerken, deveden dusmus ve bacak arasi belli olacak sekilde yerde kalmistir. Fakat bu kadin salvar giydigi icin ve mahrem yerleri belli olmadigi icin, Peygamber (s.a.v) o kadina ve o tarz giyinen kadinlara soyle dua etmistir. ” Şalvar giyen kadina Allah�in rahmeti olsun “.

” (Hadîsi; Ukaylî, Ibn Adîy (Kâmil’de) ve Beyhakî (el-Edep’te) rivâyet etmişlerdir.Buna göre erkek gibi pantolon giyinen bir kadın, avretini örtme emrini yerine getirmiş olsa dahî, erkeğe benzememe emrini yerine getirmediğinden günahtan kurtulamaz. Giydiği pantolon dar olur da vücut hatlarını ortaya koyarsa, fitneye (helâl olmayan cinsel duygulara) sebep olacağı için ayrıca günah işlemiş olur.

Kadının her yeri kapalı amma bir mahrem yerini dahi dar giyinmişse bu tesettürlü değildir.

Resulullah aleyhisselam efendimiz “Allah örtülü çıplak kadınlara lanet etsin…” buyuruyorlar.

Örtülü amma çıplak… Diğer başka bir hadis-i şeriflerinde “cehhennemliklerin çoğunun kadınlar olduğunu gördüm…” buyurmuşlardır.

Peygamber efendimiz buyuruyor ki:
(Kadın elbisesi giyen erkeğe, erkek elbisesi giyen kadına lanet olsun!) [Hakim]

(Erkeğe benzemeye çalışan kadın, kadına benzemeye çalışan erkek bizden değildir.) [İ.Ahmed]

(Kadın gibi davranan erkeğe, erkek gibi davranan kadına lanet olsun!) [Buhari]

(Erkeklere benzeyen kadınlara ve kadınlara benzeyen erkeklere Allah lanet etsin!) [Taberani]

5223 - İbnu Ebî Müleyke anlatıyor: “Hz. Aişe radıyallahu anhâ’ya: “Kadın (erkeğe mahsus) ayakkabı giyer mi?” diye sorulmuştu:
“Resülullah aleyhissalâtu vesselâm kadınlardan erkekleşenlere lanet etti!” diye cevap verdi.”
Ebu Dâvud, Libâs 31, (4099).
5224 - Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm kadın elbisesini giyen erkeğe ve erkek elbisesini giyen kadına lanet etti.”
Ebu Dâvud, Libas 31, (4098).

Hadislerde de görüldüğü gibi Allah Rasulü (s.a.v.) efendimiz böyle ferman buyurmuş.Bize düşen lebbeyk ya Rasulullah demektir. Pantolon erkek kıyafetidir.Nefsimizin sevdiğini değil de Allah Rasulü’nün emrettiğini yaparsak hakkın rızasına ereriz inşallah.Selam ve dua ile…

Yazı kategorisi: DiNi KONULAR | Yorum Yok »

iLAHi - Medineye Varamadim

Yazan: Admin Nisan 28, 2007

Yazı kategorisi: İLAHİ ve KASİDE`LER | 39 Yorum »

iLAHi - Veysel Karani

Yazan: Admin Nisan 28, 2007

Yazı kategorisi: İLAHİ ve KASİDE`LER | 30 Yorum »

Al sana derin devlet

Yazan: Admin Nisan 28, 2007

    Yavuz DONAT 11 Şubat 2007 Pazar


Kimse karnından konuşmasın, Türkiye’de “derin devlet” var. “Dün” de vardı, “bugün” de var. Derin devlet olayını “isimli, resimli, örnekli, tanıklı” olarak ve “özetleyerek” anlatacağız. Gerekirse “örnekleri çoğaltırız.” Yine gerekirse “günümüzden örnekler” sunarız..

OLAY- 1
Çok yakında

30 Ağustos 1980… Öğle saatleri.
Yer Konya Orduevi. Vali Lütfi Tuncel ile Belediye Başkanı Mehmet Keçeciler, Ordu Komutanı Org. Bedrettin Demirel’in konuğu. Keçeciler:
-Paşam bu anarşi nasıl önlenecek?
Org. Demirel:
- Reis bey çok yakında önlenir, merak etme.
- Nasıl önlenir paşam?
- Önleyeceğiz… Nasıl önleneceğinin kurallarını da koyacağız… Yakında görürsünüz.

OLAY- 2
Geliyorum diyen ihtilal

2 Eylül 1980… Sabah saat 09.00.
Konya Belediye Başkanı Mehmet Keçeciler, Konya Milletvekili (AP) Prof. Şaban Karataş Ankara’da, Başbakanlık konutundalar.
Keçeciler:
- Sayın Başbakanım. Alaaddin Camii’nin duvarı çatladı. Sizden destek istemeye geldim.
Demirel:
- Vakıflar’a, Hazine’ye, Bayındırlık’a derhal emir veriyorum… Gereken yapılacak.
Başbakan:
- Reis bey benim de sizden bir ricam var.
Keçeciler:
- Emriniz olur sayın Başbakanım.
- Hoca’ya (Prof. Erbakan) selam söyleyin. Meclis’ten erken seçim kararı çıksın… Askeri tutamıyorum… Erken seçim kararı alınırsa ihtilal önlenir.
- Benim de duyum ve endişelerim var.
- Reis bey, Hoca üzerinde ağırlığınızı kullanın, ihtilali önleyelim.

OLAY- 3
2 Demirel

2 Eylül 1980… Öğleden sonra.
TBMM’de, Milli Selamet Partisi Genel Başkanlık Odası.
Odadakiler: Prof. Erbakan, Oğuzhan Asiltürk, Şevket Kazan, Recai Kutan, Süleyman Arif Emre. Ve Mehmet Keçeciler.

Mehmet Keçeciler:
- Muhterem Hocam, bazı şeyleri arzetmek istiyorum.
Prof. Erbakan:
- Buyrunuz.
Keçeciler:
1. Hocam 6 Eylül’de Konya’da yapılacak Kudüs mitingi iptal edilsin.
2. Kudüs’e asker gönderilecekse beni 1′inci sıraya yazın.
3. Ama miting bizim başımızı belaya sokar.
4. İhtilal geliyor.

Oğuzhan Asiltürk:
- Ordu sağcı-solcu diye 2′ye bölündü… İhtilal falan olmaz.
Prof. Erbakan:
- Madem Konya istemiyor, Kudüs mitingini Kayseri’de yapalım.
Oğuzhan Asiltürk:
- Ama zaman yok… Konya’da yapmaya mecburuz.

Prof. Erbakan:
- Mehmet bey, ihtilal olacağını kimden duydunuz?
Keçeciler:
- 2 Demirel’den… Önce Org. Bedrettin Demirel söyledi, sonra da Başbakan Demirel.
Başbakan Demirel’in adını duyan hoca Prof. Erbakan birden sinirlenir:
- Bizi askerle korkutuyor… Miting yapılacaktır… 6 Eylül’de Konya’da.
Keçeciler de sinirlenir:
- Öyleyse ben de artık sizin belediye başkanınız değilim.

OLAY- 4
İstifa mektubu

3 Eylül 1980.
Mehmet Keçeciler Konya’ya döner ve MSP İl Başkanı Ali Güneri’ye “istifasını” verir.
İstifanın “mitingden sonra açıklanması” kararlaştırılır.
Keçeciler “miting günü” Konya’da bulunmak istemez.
Ama Vali rica eder:
- Konya’dan ayrılma.
Org. Demirel de:
- Seni tanıyorum, bir yere gitme.

OLAY- 5
Sahipsiz afiş

4 Eylül 1980.
Konya’da, Ordu Komutanlığı Karargahı’nın karşısına dev bir afiş asılır:
- “Şeriat İslam’dır.”
Org. Demirel, Belediye Başkanı Keçeciler’i arar:
- Bu afişi asacak başka yer kalmadı mı?
- Paşam, ben astırmadım. Derhal indiriyorum.
Afiş indirilir.
Ve afişi kimin astırdığı da bulunamaz.

OLAY- 6
Derin devletin deli kadrosu

6 Eylül 1980.
İhtilal sebepleri arasında sayılan meşhur Konya mitinginin sabahında, Belediye Başkanı Keçeciler, şehri dolaşmaya çıkar.
Ve kentin “kimseye zararı olmayan, halkın harçlık verdiği” delileriyle karşılaşır.
Örneğin Deli Kazım, Deli İsmail.
Esnafın “sabah erkenden dükkânıma uğrarsa işlerim rast gider” dediği Deli Mustafa. Yine zararsız delilerden “İbibik Selahattin.” 40-50 deli.
“Yeşil cüppeleri” giymişler, başlarında “yeşil sarık”, ayaklarında “çizme”, Konya sokaklarında “şeriat istiyorlar.”
Keçeciler:
- Lan Mustafa, bu kılık kıyafet ne böyle?
- Reis abi, reis abi bizi giydirdiler.
- Kim giydirdi?
- Birileri giydiriverdi… İyi olmuş mu reis abi?
Konyalı delileri “kimlerin giydirdiği” hiç öğrenilemedi.

OLAY- 7
5 bilinmeyenli denklem

6 Eylül 1980… Öğleden sonra.
Milli Selamet Partisi’nin Konya Mitingi’nde tam İstiklal Marşı okunacağı sırada…
“Arkalardan 5 kişi” bağırmaya başlar:
- İstiklal Marşı değil, ezan istiyoruz.
5 kişinin “gazetelerde resmi çıkar.”
Ama bu 5 kişiyi “Konya’da tanıyan, bilen yoktur.”
Mehmet Keçeciler hemen savcılığa başvurur:
- Bunların bulunması ve haklarında soruşturma açılmasını rica…
Aradan 27 yıl geçti. Bu 5 kişi “hala kayıp.”

Ve son not:
12 Eylül ihtilalinden sonra MSP yönetimi “hapse atıldı.”
Keçeciler Ordu Komutanı’nın isteğiyle “bir süre Belediye Başkanlığı’na devam etti.”
Sonra Ankara’ya, “Başbakan Yardımcısı Turgut Özal’ın Danışmanlığına” atandı.

www.Beysehir.gen.tr sitesinden alinti`dir

Dönemin Konya Belediye Başkanı Mehmet Keçeciler

Yazı kategorisi: DiGER KONULAR | Yorum Yok »

Müziği dine sokmak

Yazan: Admin Nisan 28, 2007

Hızlı ve sinsi bir şekilde dinin içine müzik sokulmaya çalışılıyor. Çünkü dini bozmanın en kolay yollarından biri budur. Hıristiyanlığı aslından uzaklaştıran önemli unsurlardan biri de Kiliselere müziğin sokulmasıdır. İslamiyet’i de Hıristiyanlığın durumuna düşürmek için müziğe ağırlık verilmektedir. Bir gazete haberi şöyledir:
“Yedikule Zindanları, iftardan sonra zindan duvarlarını sarsacak kadar tempolu bir konsere tanıklık etti. Mustafa Özcan’ın Kur’an tilavetinden sonra Avusturya’dan gelen ve daha çok Türk Tasavvuf Musikisi icrasıyla tanınan Abdurrahman Toprak, soğuktan titreyen kalabalığı kendine eşlik ettirmeye çalışarak ilahi söyledi. Ardından bir zamanların ‘Yeşil Pop’çuları sahneye çıktı. Daha sonra heyecanla Yusuf İslam’ın geldiği müjdelendi. Hip Hop şarkılarıyla İslam çağrısı yapan, ramazan münasebetiyle özel olarak getirtilen Amerikalı müzik grubu Native Deen (Yerli Din) de sahnede yerini aldı. Her biri en fazla 20 yaşında üç tane çikolata renkli Afro-Amerikan, başlarındaki beyaz takkeler ile koşarak sahneye fırladı. Grubun üyeleri Joshua Salem, Naim Muhammed ve Abdülmelik Ahmed sahnede izleyici ile kurdukları diyalog açısından Yedikule Zindanlarındaki kalabalığı adeta kendinden geçirdi. En fazla ortaokul öğrencisi oldukları her hallerinden belli çocuklar, başlarına beyaz namaz takkelerini geçirmiş sahnenin hemen önünde ‘hip hop’ figürleriyle dans ettiler. Gece, Native Deen’in genç üyeleri ile öncüleri olan Yusuf İslam’ın birlikte söylediği sazlı sözlü ‘Taleal Bedru’ ile noktalandı…”

Ramazan aylarında yoğunlaştırılan bu faaliyetler projenin birinci aşamasıdır: Bu aşamada maksat, dinimizce haram olan müziği meşru hâle getirmek. Daha sonra da, müziği Hıristiyanlıkta olduğu gibi ibadetin bir parçası haline sokmak. Birinci aşamada hayli yol alındı.

Ramazanda pek çok otelin kapısında, “Canlı müzik eşliğinde iftar” afişlerini gördük. İşte İstanbul’da beş yıldızlı bir otelin ilanı: “Zengin bir mönünün sonunda Çeşmi bülbül Fasıl Grubu eşliğinde her akşam iftar…” Dört kız, ellerinde tambur, kanun ve ud eşliğinde, “Ben yanarım yane yane”, ”Sordum sarı çiçeğe…” ilahilerini seslendiriyorlar iftarda. Ardından saz eserleri… Akşama kadar Allah için oruç tutan, akşam genç kızların seslendirdiği Klasik Türk Müziği eşliğinde iftar ediyor.

Şapla şeker karıştı. Eskiden saflar ayrı ve netti. Kim ne yaptığını biliyordu. İçki içen meyhaneye, eğlenecek olan eğlence yerine, ibadet edecek olan da, camiye giderdi. Haram işleyen de günahını bildiği için üzülürdü. Yaptığını meşru görmediği için de küfre düşmezdi. Şimdi her şey birbirine karışmış durumda. İbadet mi yapıyor, eğleniyor mu belli değil. Bütün bunlar müziği ve haramları meşrulaştırmanın, haramı helali birbirine karıştırmanın yani “Dini sulandırma” projesinin bir parçasıdır.

Görünüşe bakıldığında bu davranışlar halkın cahilliğine veriliyorsa da, bu o kadar basit bir olay değildir. Müslümanlar bu hâle planlı bir şekilde, belli bir proje doğrultusunda getiriliyor. Bu projenin içeride ve dışarıda bayraktarlığını yapan pek çok kimse var. Rock Müziğin başını çeken Cat Stevens diğer ismi ile Yusuf İslam’ın takip ettiği çizgi hayli enteresan. Önce İslam âlimlerinin kitaplarından ve çevresindeki Müslüman kimselerden müziğin haram olduğunu öğrenip Müslüman olmasıyla beraber müziği de bırakıyor. Daha sonra birden fikir değiştiriyor. Bu değişikliği de kendince şöyle yorumluyor:
“Başlangıçta müzik konusunda şüphelerim oluşmuştu. Daha sonra Kur’ana ve hadislere baktım, müzik ile ilgili bir şey göremedim. İyi, faydalı şeyleri İslamiyet emrediyor. Müzik iyi ve faydalı olduğuna göre, haram olamaz diye yorumladım. Yeniden çalışmaya başladım…”

Binlerce İslam âlimi, Kur’an-ı kerime ve hadis-i şeriflere dayanarak müziğin haram olduğunu söylüyorlar; bu ise, göremedim, diyor. Demek ki bir yönlendirenler var. Kendisine, “Yedikule’de hip-hop grubu Native Deen ile birlikte sahneye çıktınız. Bu hip-hop tarzını nasıl buluyorsunuz?” diye soruyorlar, o da, “Native Deen, gençleri İslam’a ve Allah’a çağırıyor. Albümleri insanlık adına son derece olumlu mesajlar içeriyor. Bence gayet de başarılı bir hip-hop örneği ortaya çıkarıyorlar” diyor.

Yani dinimizin haram kıldığı müzik vasıtasıyla gençler İslam’a çağrılıyor. Böyle çağrılarla gelenlerin İslami anlayışının, yaşayışının ne olduğunu bilmek zor değildir. (Mehmet Oruç, Türkiye, 2005)

Resim : Yusuf islam.

Şeyhül İslam Ahmed İbn-i Kemal Paşazade, Risale-i Münire’de buyuruyor ki:
Cevâhir-i Fetâvâ kitabında (Raks [oyun], şarkı ve çalgı haramdır) diyor. İstihsân kitabında çalgı dinlemenin haram olduğu bildiriliyor. Hidâye kitabının sahibi, (Şarkı söyleyenin şahitliği kabul edilmez) diyor. Tefsir âlimlerinin büyüklerinden İmam-ı Kurtubi, şarkı söylemek, ney çalmak ve raks etmek icma ile haramdır diyor. Abdülkadir-i Geylani’nin (Raksa helal diyen kâfir olur) fetvası vardır. (Vesiletü’n Necat kitabı)

Şeyh Muhammed Rebhami hazretleri buyuruyor ki:
Saz, tanbur, def, ney ve diğer çalgı aletlerini çalmak, Allahü teâlânın emrini tutmamak olur. (Riyad-ün-Nasıhin)

İmam-ı Şa’rani hazretleri buyuruyor ki:
“Hakim-i Tirmizi’nin Nevadiru’l Usul adındaki kitapta rivayet ettiği hadis-i şerifte Resul-i Ekrem efendimiz, (Her kim şarkı sesine kulak verirse, onun ruhanileri dinlemesine izin verilmez) buyurdu. Oradakilerden biri tarafından, (Ya Resulallah, ruhaniler kimlerdir?) diye soruldu. Resulullah da, (Cennet ehlinin okuyucularıdır) buyurdu. (Muhtasar-ı Tezkire-i Kurtubi)

İmam-ı Birgivi hazretleri buyuruyor ki:
Saz dinlemekten kulaklarını korumalıdır. (Risale-i Birgivi)

Mezhepsiz İbni Teymiye bile, “Şarkı ve müzik, şeytani duyguları harekete geçiren en etkili unsurlardan biridir” demiştir. (Mecmu-ul Fetava)

Şarkı, Kitap ve Sünnetle yasaklanmıştır. (İmam-ı Kurtubi)

Şarkı ve müzik aletlerinin haram olduğu konusunda icma vardır. (İbni Salâh)

İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
İmam-ı Şami, Mültekıt kitabında (Hiçbir âlim, teganniye mubah demedi) buyurdu. (m. 266)

Kur’an-ı kerimi musiki perdelerine uydurarak okumak haramdır. (Fetava-i Bezzâziyye)

Çalgı çalmanın haram olduğu, icma ile bildirildi. (Makamat-ı Mazheriyye)

Çalgı çalarak veya oyun arasında Kur’an okuyan kâfir olur. (Tergib-üs-salât)

İmam-ı Münavi hazretleri (Nikahı herkese duyurun! Bunun için de, camide yapın ve def çalın) hadis-i şerifini açıklarken, (Mescitlerde def çalınmaz. Hadis-i şerif, mescid dışında çalınmasını, mescitte yalnız nikah yapılmasını emrediyor) diyor. (Hadika)

Dümbelek, ney, saz çalmak haramdır. (Tahtavi şerhi)

Teganni ile okuyan bir imamın arkasında kılınan namazın iadesi gerekir. (Halebi)

Kur’an-ı kerimi, Arap şivesine uygun, tecvid ile ve güzel ses ile